2014 – Rusya – Saliha Bican

Merhaba arkadaşlar 🙂

Gençtur ile geçen yaz Rusya’nın Karadeniz’i gören Krasnodar kısmında çocuk ve gençlere yönelik bir kampta kamp lideri olarak bulundum ve hayatımın en güzel tecrübelerinden birini yaşama imkanı buldum.

Önce İtalya’da bir kampa gitmeyi planladım hatta ondan da kabul aldım ama sonradan çocuklarla çalışma isteğimden dolayı Rusya’daki kampı seçtim. Sağolsun Gençtur ekibi her aşamada bana yardımcı oldu ve her sorumu teker teker yanıtladı :).

Kampa karar verdikten sonra motivasyon mektubum ile Gençtur’a ilettim ve sonuçları beklemeye koyuldum. Bu kampı seçerken biraz da çakallık yaptığımı söylemeden edemeyeceğim çünkü hem kamp yapmak istiyor hem de bunu yaparken imkanların da herhangi bir kamptan iyi olmasını istiyordum.

Ruslar çocukları konusuna bizim gibi oldukça önem verdiklerinden kampın imkânlarının da beklentilerimi karşılayabileceğini düşündüm ve öyle de çıktı. Çocuklarla aynı imkânları biz de paylaştık. Onlar gibi 3’er kişilik odalarda kaldık, duşun yer aldığı banyo sayesinde de temizlik ihtiyacımızı güzelce giderdik. Yemeği gene çocuklarla beraber yedik, yemek yapmak zorunda kalmadık çünkü o işlerle ilgilenen personel vardı. Alabildiğine yeşil ve doğal bir yerde büyükçe bir tesiste konakladık kısaca.

Kampta işler gayet programa uygun yürüyordu. Çocuklardan çok küçük olanlar bile programlarına uyuyorlardı, bu açıdan Rus çocuklarının düzenine imrendiğimi söyleyebilirim. 7 yaşından 17 yaşına kadar çocuk ve gençler vardı ve yaşlarına göre ayrılmıştı. Her grubun başında bir İngilizce ana dili olan lider bir Rusça ana dili olan lider bir de diğer ülkelerden lider yer alıyordu. Bana 14-15 yaşı denk geldi bu sebeple biraz şanslı idim çünkü grubumda temel de olsa ingilizce bilen çocuklar küçüklere nazaran daha fazla sayıda idi. Oraya gitmeden önce İngilizcem pratik aşamasından tamamen uzaktı, hiç gerçek hayatta kullanmamıştım sadece okulun bilgilerinden ibaret idi. Orada daha ilk günden bir anda İngilizce konuşmaya başladım çünkü biliyordum ki başlamazsam çocuklara da faydam olmayacaktı.

Liderler İngilizce biliyorlardı bu sayede iletişim sıkıntı olmuyordu ama çocuklar pek İngilizce bilmiyordu, sadece gruptan 3’er kişi (gruplar 18 kişi) biliyordu. Çocuklarla günün hemen hemen her anını birlikte geçirdikten sonra dilin o kadar da önemli olmadığını anladım, öyle ki Rusça bile konuşsalar genel olarak ne demek istediklerini anlıyordum. Sevginin dili olmadığını bana bu kamp gösterdi. Önceleri soğuk sandığınız o çocuklar bir bakmışsınız peşinizden ayrılmıyor hale geldiler özellikle küçük çocuklardaki sevginin boyutu sadece yaşanılarak öğrenilebilir cinstendi. Ben gene pes etmedim ve grubum ile İngilizce konuşmaya çalıştım çünkü temelleri olduğunu biliyor sadece onları cesaretlendirmem gerektiğini bunu da konuşarak yapabileceğimi düşünüyordum. 14-15 yaşında bile olsalar politika konuşan, şaşırtıcı derece çok zeki ve aklı başında çocukları barındıran bir gruptu benimkisi. Kampın ilk günü sadece Rusça konuşan çocukların hepsi son gün bir bakmıştım ki benle İngilizce konuşuyor hale gelmişlerdi. Bunu sağlayan şeylerden biri de benim onlara olan inancım ve sevgimdi. Böyle bir şey başarmanın hissi tarif edilemez mutluluk.

Son gün çok zor ayrıldık çünkü 1 ay sürekli beraber olduğunuz insanlarla aranızda ister istemez güçlü bağlar oluşuyor. Sanki ailenizden ayrılır gibi üzülüyor ağlıyorsunuz. Kısaca bu kamp bana dilimi geliştirme ve farklı ülke tanımanın yanında çok güzel dostluklar kazandırdı. Siz de bu tarz deneyimler yaşamaktan asla korkmayın, inanın geri dönüşü çok güzel olacak. Sevin ki sevilin, hayat böyle güzel 🙂